TAHİR KAVRİ YAZDI: “BEN HAYATTAYKEN YOKTUNUZ, ÖLDÜĞÜMDE GELMEYİN”
Ben öldüğümde… Hiç kimse benim toprağımın başına gelmesin. İstemem. Ben hayattayken, hastalığımla pençeleşirken, her gün biraz daha tükenirken… Bir “Nasılsın?” demek bile sizlere ağır geldi.
Toplumun en ağır sınavı, zor zamanlarda verdiği tepkidir. Ve ne yazık ki bazı insanlar bu sınavı daha baştan kaybeder.
Uzun süredir sağlık sorunlarıyla mücadele eden Tahir Kavri, yaşadığı derin yalnızlığı ve kırgınlığı çarpıcı sözlerle dile getirdi. Kavri’nin ifadeleri, sadece kişisel bir serzeniş değil; aynı zamanda vicdanlara yöneltilmiş sert bir sorgulama niteliği taşıyor.
“Ben öldüğümde kimse benim toprağımın başına gelmesin. İstemem.”
Bu sözler bir öfkenin değil, görmezden gelinmişliğin, unutulmuşluğun ve en önemlisi yaşarken yalnız bırakılmış bir insanın haykırışıdır.
Kavri, hayatta olduğu süreçte hastalığıyla mücadele ederken çevresinden beklediği en basit insani yaklaşımı bile göremediğini ifade ediyor:
“Ben hayattayken, hastalığımla pençeleşirken, bir ‘Nasılsın?’ demek bile sizlere zor geldi.”
Bugün suskun olanların, yarın bir mezar başında kalabalık oluşturmasının hiçbir anlam ifade etmediğini açık bir dille ortaya koyan Kavri, sözlerini şu çarpıcı ifadelerle sürdürüyor:
“Şimdi benim sessizliğimde konuşsanız ne olur? Ben en çok siz varken yalnız kaldım.”
Bu açıklama, toplumda giderek artan duyarsızlığa, samimiyetsiz ilişkilere ve sadece görüntüden ibaret kalan insanlık anlayışına sert bir eleştiri olarak dikkat çekiyor.
Kavri’nin mesajı net: Yaşarken yanında olmayanların, öldükten sonra göstereceği hiçbir ilgi anlam taşımıyor.
Ve belki de en ağır cümle, en sonda saklı: “Dualarınızı da, gözyaşlarınızı da kendinize saklayın.”
Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.